27th Edition…

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

Yirmiyedi… Sayı olarak çok kişide anısı vardır, benim için bugün önemi başka. Bugün 28 Ocak 2011 ve ben yirmiyedinci yaşımı doldurdum. Bu yazıyı okuyanların bazıları “Oha herif yirmiyedi olmuş”, bazıları ise “ulan eşşolusu daha yirmiyedi, bi’ de artizlik yapıyor…” diyordur, duyar gibiyim, zamanında ben dedim. Çok olay geçti başımdan, bazen çok utandım, çok üzüldüm, çok da güldüm. Çok eğlendim, çok üşüdüm, çok aşık oldum. Genelde şanssız olduğumu düşündüm, çok isyan ettim. Seviştim, debelendim (Ah Nejat abi, her yazıda anmasam olmaz). Umut ettim çok, çok hayal kurdum. Bir çoğunu da gerçekleştirdim. Yirmiyedi seneye bir sürü arkadaş, iki üniversite, iki-üç enstruman ve dünya kadar da gereksiz bilgi sığdırdım. Hepsinden memnunum diyebilirim. Biri hariç. Çünkü ondan çok memnunum.
[ yazının devamı içeride... ]

Balık Mevsimi

12-12-09-26 Zor oldu ama bitti sonunda. İlk fotoğraf galerimizi böylece oluşturmuş olduk. Emeği geçe tüm ‘coder’ dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim. Özlü bir sözle, konuyla alakası olmayan bu paragrafı bitirelim. Ne demiş atalarımız: “Code is Poetry”.

Bir balık mevsimi… Balık deyince akla hiç kuşkusuz hamsi gelir, sıralamalarda 1 ile 2 yi zorlar. Hep boldur hamsi, masada yancısı tahin helvası gibi ucuzdur. Her mevsim yemeye doyar karadeniz ahalisi. Nefret eder marmara hamsisinden çünkü tatsız gelir bu coğrafyanın damağına, çok canı çekse bile uzatmaz elini. Kar suyu denize düşmeden yemek istemez hamsiyi ‘Daha yağlanmamıştır, çelik gibi olacak böyle’ der. [ yazının devamı içeride... ]

Toplam 1 sayfa 1